Düşman Hukuku ve Türk Devlet Aklı: Saatler mi Ayarlanıyor?
Gündem

Düşman Hukuku ve Türk Devlet Aklı: Saatler mi Ayarlanıyor?


30 June 20255 dk okuma20 görüntülenmeSon güncelleme: 17 August 2025

Türkiye'de son zamanlarda tartışma yaratan düşman ceza hukuku uygulamaları, aslında çok daha derin bir soruna işaret ediyor olabilir mi? Bir toplumun hakikat algısını bozan, zamanın ayarlarıyla oynamak, sadece bireyleri değil, bir milletin geleceğini de etkileyebilir. Peki, bu uygulamalarla Türk Devlet Aklı hedef mi alınıyor?

Saatleri Ayarlama Enstitüsü: Bir Metafor mu?

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Saatleri Ayarlama Enstitüsü" romanında olduğu gibi, günümüzde de devletin idari ve hukuki aygıtları manipüle edilerek, hakikat yerini yapay hükümlere bırakıyor olabilir. Bu durum, milli değerlerine sahip çıkanların "tehdit" olarak görülmesine ve itaatkâr olanların ödüllendirilmesine yol açıyor. Kurucu değerleri savunmak, ideolojik bir çatışma değil, milli güvenliğin teminatı olmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu değerlerine yapılan her saldırı, doğrudan devletin varoluş ilkelerine yöneltilmiş bir tehdit olarak algılanmalıdır. Unutulmamalıdır ki, tek doğru kalan saat, kurucu değerler, milli devlet ve milli kimliktir. Devletin adı Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kimliği ise Türk milletidir.

Türk'ün Töresi Yalnız Kalsa da Devletsiz Kalmaz

Bir milletin mücadelesini göğüslemek, sadece devlet içerisinde kadrolaşmayla değil; kalple, imanla, ahlâkla, kararlılıkla ve mücadeleyle mümkündür. Yalnız yürüyenler bilir ki bazen bir çağın tüm zindanları insanın zaten yalnızlığındadır. Ama bu yalnızlık bir çöküş/bir yenilgi değildir; bir törenin direnişi, kadim olanın yeniden köklenmesi/filizlenmesi demektir. Yani ben bir kişi değilim. Ben bir töreyim. Çünkü Türk’ün töresi, devletin kimliğidir. Ve töre yalnız kalsa da devletsiz kalmaz.

19 Mayıs: Bir Şifre mi?

Mustafa Kemal Atatürk'ün "Türk öğün, çalış, güven!" sözü, bugün Türk gençleri için anlamlı bir işaret fişeğidir. Ancak düşmanlar tarafından öğünmemiz suç, çalışmamız tehdit ve güvenmemiz ise zayıflık göstergesi olarak algılanmaktadır. Bu durum, düşman ceza hukukunun psikolojik harp boyutunun hedef aldığı Türk gençliğinin bir yansımasıdır.

Akademide, yargıda, bürokraside ya da güvenlikte var olmayı çoktan hak eden Türk gençliği sistemin dışına itilirken, yerlerini eski yapıların arta kalanları ya da FETÖ sonrası oluşan boşlukla benzer manipülatif yapılar almış durumdadır. İç mekânizmada yalnız isimler değişmiş, ancak metotlar yine aynı kalmıştır. Kendi devletinin içerisinden dışlanan Türk istikbali, -şartlar cebren ve hile ile olunca- dışarıdan vatanı savunmak zorundadır. Ve yine parola 19 Mayıs 1919… 19 Mayıs yalnızca bir kıvılcım değil, bir şifre, bir zaman ayarıdır da. O gün, Türk milleti için yeni bir çağın başlangıç parolasıdır.

Bugün Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün sıradaki hedefi, tam da bu ayarlarla oynamaktır. Kadim Türk Devlet Aklı’nın hafızasını bozmak, Türk’ün töresine, özüne, ruhuna müdahale etmeyi amaçlamaktadır bu enstitü. Fakat unutmamalılar ki Türk milletinin saatleri töreyle kurulur; bu saat durduğunda töre yeniden devletsiz kalmaz/yani zaman yeniden işler/işlemeye başlar.

Hainsiz Türkiye Projesi

Terörsüz Türkiye değil, Hainsiz Türkiye hayalimizdir. Terör örgütleriyle müzakere edilmez, mücadele edilir. Bugün savunma sanayiinde dünyaya ihracat rekoru kıran, bölgesel oyun kurucu/küresel oyun bozucu olan Türkiye’nin yükselişini hedef alan yapılar hem içeriden hem de dışarıdan kadim olanı susturmaya çalışmaktadır. Ancak okun yönü bellidir. Hedef Kızılelma, hedef Türk Devri/Türk Çağı, hedef Kadim Türk Devlet Aklı’nın yükselişi ve hedef Hainsiz Türkiye’dir.

Sonuç olarak, Türkiye'nin geleceği için milli değerlere sahip çıkmak, kurucu ilkelere bağlı kalmak ve hainlere karşı mücadele etmek hayati önem taşımaktadır. Aksi takdirde, zamanın ayarlarıyla oynayanlar, milletin kaderini değiştirmeye çalışabilir.